Öne Çıkanlar Manisa uefa maçı Yılın Genç Bilim Ödülü Sağlık çalışanları eşek dikeni

Bu haber kez okundu.

Geleneksel yöntemlerden Tıbbi Sülük ve Hacamat Tedavileri / Dr. Suat ARUSAN Doğal Hayat Polikliniği

Hocam, uzun yıllardır sülük tedavisi konusunda bir çok program yaptınız ve bu konuda çok mücadele verdiniz. Sülük Tedavisi denilince de doğal olarak ilk akla gelen siz olduğunuz için öncelikle bu tedavi hakkında bize kısaca bilgi verir misiniz ..

Hastalıklarda tedavi edici özelliği bulunan ; Hirudo Verbana, Hirudo Medicinalis, Hirudo Orientalis, ve Hirudo Suluki  türlerine ‘’ Tıbbi Sülük ‘’ denilir. Ülkemiz de en çok görülen cinsi Hirudo Verbana ‘dır.

Sülük tedavisi, doğal ortamlarında yetiştirilmiş tıbbi sülüklerin insan vücudunda hastalığa göre veya şifa amaçlı  belirli noktalara  ( akupunktur noktaları ) tutturularak yapılan bir tedavi şeklidir. Tıbbi sülük tedavisi,  sülüklerin tutundukları bölgeden kan emerek yeni kan akışının sağlanması, refleks uyarım ve en önemlisi de kan emerken vücuda verdikleri enzimlerin sistemik etkisiyle hastalığın tedavisinin amaçlandığı bir uygulamadır.

Tarihçesinden bahsedecek olursak ; şifacılar, antik çağlardan beri sülüklerin çeşitli hastalıklarda tedavi edici özelliğini keşfetmişler ve onlara özel bir ilgi göstermişlerdir. Sülük tedavisi ile ilgili ilk kaynaklar MÖ. 15. yüzyılda yaşamış Babil’li hekimlere kadar gitmektedir. Mısır, Pers, Çin, Hint, Avrupa ve Anadolu'nun en eski yazıtlarında hirudoterapiye rastlanmış, Galen (M.S. 130-201) ve İbn-i Sina'nın (M.S. 980-1037) tedavi protokollerinde yer almıştır. Tıbbi sülükler, Selçuklular ve Osmanlılar’da da hastalıkların tedavisinde yoğun bir şekilde kullanılmıştır. "Sülük bir şifa kaynağıdır" mealinde bir hadis-i şerifin olması, Müslüman toplumlarında sülük kullanımının popüler olmasını sağlamıştır. Amerikalı araştırmacı Roy Sawyer sülüklerin potansiyel tedavi edici etkilerini ortaya koyup dünyanın ilk modern sülük üretim çiftliğini (Biopharm – İngiltere) kurmuştur. Paris hastanelerinde 1830 yılında 5 milyon sülük kullanılmıştır.

Günümüzde ise tıbbi sülük tedavisi  en gelişmiş ülkeler dahil  (ABD, Kanada, Almanya, Fransa, Hollanda, Rusya vb.) dünyanın birçok ülkesinde hastalıkların tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Amerika’da sülük tedavisi uygulayan hekimlerin kurduğu derneğin 1000′den fazla üyesi vardır. 2004′de Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) sülük tedavisini akredite etmiş ve (Avrupa’daki gibi) sülüklerin eczanelerde satılmasına izin vermiştir. Hirudo Medicinalis, Alman Tıbbi İlaçlar Kanunu’nun 2. maddesinin 1. bendi gereği ilaç olarak kabul edilmiş, daha sonra ilave edilen 4. madde ile de hazır tıbbi ilaç  olarak tanımlanmıştır.  Almanya’da 300′ü aşkın Hirudoterapi Kliniği vardır. Sadece Avrupa yılda 100 milyon sülük kullanmaktadır. Ülkemizde de Sağlık bakanlığınca kabul edilmiş 15 adet Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarından biridir.

Sülüğün tıbbi etkileri 3 ana maddeye ayrılabilir ;


– Flebotomi (içindeki pıhtıyı yok etmek üzere bir damara müdahale)
– Refleks Uyarım
– Biyoaktif Salgı İçeriği

Sülükler, kan emerken vücuda kendi ürettikleri salgıyı verirler. Bu salgı şu ana kadar izole edilebildiği kadarıyla 106  biyoaktif etken madde içermektedir. Bu maddelerin bir kısmı kanın pıhtılaşmasını engellerken bir kısmı oluşmuş pıhtıları eritmekte, birkaçı ağrı kesici özellikler sergilemekte, bir bölümü de kan basıncını dengelemektedir. Ayrıca sülük tedavisinin antidepresan, antibakteriyel, antioksidan etkinliği de yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur.

Sülük tedavisinin etkin bir şekilde kullanıldığı hastalıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir ;

– Göz Hastalıkları (Behçet - Üveitler, Glokom, Makulopatiler, Sarı nokta, Diyabetik retinopatiler,Hipertansif retinopatiler, Retinitis pigmentosa , Optik sinire ait problemler ve Optik atrofiler gibi gözün damar,sinir,makula ve retina hastalıkları )
– Varis ve venöz damar sorunları
– Romatoid artrit ve diğer romatizmal hastalıklar
– Artroz ve eklem kireçlenmeleri
– Migren ve gerilim baş ağrıları
– Baş dönmesi, kulak çınlamaları ve meniere sendromu
– Her türlü kas ağrıları, fibromiyaljiler, huzursuz bacak sendromu
– Boyun fıtığı, bel fıtığı, tendinit- tenosinovit- bursit ve ağrıları
– Dejeneratif sinir sistemi hastalıkları ve felçler ( ms, polinoropati, parkinson gibi…)
– Egzama,ürtiker,sedef ve akneler
– Kronik hepatit ve karaciğer hastalıkları
– Anksiyete, panik atak
– Bağışıklık sistemi hastalıkları ve kronik yorgunluk sendromu

Hacamat tedavisi de son zamanlarda en çok tercih edilen bir yöntem oldu, bu tedavi hakkında neler söylemek istersiniz ?

Vücudumuz sandığımızdan daha organize ve akıllı bir varlıktır. Özellikle gıdalar ve solunum yolu ile kana giren toksik maddeleri hayati organlara göndermekten kaçınır ve ikinci derece öneme sahip bölgelerde hapseder. Bu bölgelerin başında da boyun, sırt ve belde cilt altı kılcal kan damarları gelir. İşte cilt altı kılcal kan damarlarında bulunan ve sistemik dolaşımına aktif olarak katılmayan, toksik yükü fazla kanın, ince bistürilerle çizilip vakumlanarak alınma işlemine Hacamat denir. Hacamat İslam ülkelerinde çok yaygın olmakla birlikte Avrupa ülkeleri dahil tüm dünyada uygulanan bir tedavi metodudur. Efendimizin ( S.A.V ) şiddetle tavsiye buyurduğu bu yöntemi İbn-i Sina dahil pek çok İslam hekimi de bizzat uygulamış ve güçlü bir tedavi argümanı olarak klasifiye etmişlerdir.

Hacamatın hastalıklardan korunmak anlamında önemli bir katkısı olması sebebiyle sağlıklı insanların ( her yaş grubu için ) da yılda iki sefer yaptırması tavsiye edilmiştir. Çünkü, Hacamat çok önemli bir detoks tedavi olup anti aging etkisi de yüksektir.

Hacamat Tedavisinin faydalarından başlıcalarını şu şekilde söyleyebiliriz ;

  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır.
  • Kanda birikmiş ağır metal ve toksinlerin atılmasını sağlar.
  • Ödemleri çözer.
  • Kan üretimi ile görevli organları uyarır, oksijeni arttırır.
  • Kan akışını düzenleyerek tansiyonu dengeler.
  • Beyin fonksiyonlarını canlandırır.
  • Ağrıları giderir.
  • İleride oluşabilecek muhtemel hastalıkların önlenmesinde etkilidir.
  • Bel, boyun fıtığı, eklem ağrıları, karaciğer, kalp hastalıkları, psikolojik hastalıklar gibi hemen hemen tüm kronik hastalıkların tedavisinde fayda sağlar.
  • Göze canlılık verir, gözün görme kabiliyetini artırır. Başından hacamat olan bir insan bunu hemen fark eder.
  • Unutkanlık ve dikkat eksikliği olanlar; okuduğunu zor anlayanlar ve baş ağrısı şikayeti olanlar için kafadan hacamat çok faydalıdır. Ezber kuvvetini ve algılamayı artırır, özellikle migren gibi sinirsel baş ağrılarını iyileştirir.
  • Hacamat, çocukların gelişiminde, gençlerde ise daha dengeli bir ergenlik geçirmelerine yardımcıdır.
  • Hacamat metabolizmayı düzenleyerek bağışıklığı güçlendirdiğinden düzenli yaptıranlar, çok sık grip ve soğuk algınlığına yakalanmaz, daha sağlıklı ve daha dinç görünüme sahip olurlar.

Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle, 2014 yılında Geleneksel Tedaviler tedavi kapsamına alınmış oldu. Bundan sonra sizce ne yapılmalı ?

Medeniyetimizin kadim tedavi metotları olan bu yöntemleri, Türk tıbbına kazandıran Sağlık Bakanlığımızı yapmış olduğu çalışmalarından dolayı tebrik ve takdir ediyorum. Bundan sonra umuyor ve ümit ediyorum ki; Sağlık Bakanlığı bu çalışmaları bir adım daha ileriye taşır ve Avrupa’daki pek çok örnekte olduğu gibi Üniversite Rektörlükleri ile konsensüs oluşturarak Doğal Tıbbı, yeni nesil hekimlerimize öğretmek üzere Tıp Fakültelerinde en azından seçmeli ders olarak müfredata ekler. Yine temennim odur ki; Avrupa’daki pek çok ülkede olduğu gibi Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılacak bir çalışma sonrasında en azından belirli endikasyonlarda belirli Doğal Tıp Uygulamalarının geri ödeme kapsamına alınması ile halkımızın gelir düzeyi ayrımı olmaksızın bu tedavilere erişiminin artırılması sağlanır.

Doğal sağlık merkezi Doğal Hayat Web Sitesi :  https://www.dogalhayat.com.tr/ 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.